Doğru Kelime Neydi

Bir süre sadece yazmak istiyorum.

Çünkü zihnim o kadar dağınık ki, yazmaya yeltendiğim anda düşüncelerim kelimelere dönüşmek ve bir sıraya girmek zorunda kalıyorlar. Sanki içimde sürekli konuşan, birbirinin sözünü kesen onlarca ses var ve yazı, hepsini bir sandalyeye oturtup sırayla konuşturmanın tek yolu gibi.

Bazıları buna “kendin için işe yarayan meditasyonu bulmak” diyor. Benim yaptığım şey ise biraz daha farklı. Ben buna daha çok zihnimi silah zoruyla bir düzene mecbur etmek diyorum.

Ama belki bu da bir çeşit meditasyondur. Kim bilir.

Bir de şöyle bir umudum var: belki daha çok okudukça ve daha çok yazdıkça, konuşma özürlülüğüm de biraz düzelir. Çünkü bazen insanların bana şaşkın bir ifadeyle bakıp, “Bu kadar kitap okuyorsun ama konuşurken neden bu kadar takılıyorsun?” gibi bir şey düşündüklerine yemin edebilirim ama ispatlayamam.

Öyle de olsa, onların görmediği şey şu: zihnimde aynı anda dolaşan onlarca, bazen yüzlerce düşünce var. Ve konuşurken bütün o düşüncelerin arasından doğru kelimeyi doğru anda, doğru sırayla çekip çıkarmak gerekiyor. Bazen bu, on kilometre koşmaktan daha zor geliyor bana.

Çünkü konuşma anı acımasızdır. Cümleyi kurarken geri dönüş yoktur. Silip baştan yazamazsın. Yanlış kelimeyi kullandıysan, o artık havaya karışmıştır.

Belki bu yüzden yazmak bana daha dürüst geliyor. Yazarken durabilirsin. Bir cümleye geri dönebilirsin. Bir kelimeyi değiştirip cümlenin bütün anlamını yeniden kurabilirsin.

Bu yüzden sadece okumak yetmiyor. Son zamanlarda konuşma biçimine hayran kaldığım insanları özellikle dinlemeye çalışıyorum. Onları dikkatle izliyorum. Cümleleri nasıl kurduklarını, nerede durduklarını, hangi kelimeyi nasıl seçtiklerini.

Bazıları konuşurken sanki alçı sürer gibi, sıva çeker gibi konuşuyor.

Öyle pürüzsüz, öyle kendinden emin bir akış var ki, insan dinlerken bile hayran kalıyor.

Ben ise çoğu zaman cümlelerimi biraz daha dikkatli kurmaya çalışıyorum. Bazen de içimden geçen şeyi söyleyene kadar birkaç kez tökezliyorum. Bazen de dümdüz söylüyorum, gidiyor.

Ama belki yazmak tam da bunun için var.

Belki bazı insanlar konuşarak düşünür, bazıları ise ancak yazarken düşüncelerini gerçekten duyabilir.

Ben galiba ikinci gruptayım.

O yüzden şimdilik sadece yazıyorum.

Biraz kendimle konuşur gibi.

Biraz da zihnimin içindeki kalabalığı sıraya sokmaya çalışır gibi.

Belki zamanla cümleler de daha rahat akmaya başlar.

Ya da en azından ben onlara biraz daha alışırım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *